Merkezimiz Sadece Deniz Kirliliğini Tespit Eden Değil, Çözümün De Bir Parçası

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, son günlerde gündeme gelen deniz çöpleri tartışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Denizlerde görülen kirliliğin yeni oluşmadığını vurgulayan Ayas, yıllardır biriken atık yükünün artık ekosistem açısından sürdürülebilir olmaktan çıktığını belirterek, sorunun yalnızca temizlik çalışmalarıyla değil, atığın kaynağında azaltılmasıyla çözülebileceğini söyledi.

Mersin kıyılarında yaz aylarında daha görünür hale gelen deniz çöpleri yeniden gündemde. Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, kıyılarda görülen plastiklerin, cam şişelerin ve diğer atıkların yeni oluşan bir kirliliğin değil, yıllardır biriken çevresel yükün yüzeye çıkan kısmını oluşturduğunu belirtti. Ayas, denizel atıkların uzun yıllardır Mersin kıyıları ve deniz tabanında önemli bir çevre sorunu oluşturduğunu belirterek, yaz aylarında kıyı kullanımının artması, rüzgârlar, akıntılar ve kıyıya taşınan atıklar nedeniyle kirliliğin daha görünür hale geldiğini ifade etti. Ayas, "Asıl dikkat çekilmesi gereken konu, denizlerimizde uzun süredir ciddi miktarda atığın birikmiş olması ve bu çevresel yükün ekosistem açısından artık sürdürülebilir olmaktan uzak bir noktaya ulaşmış olmasıdır," dedi.

Deniz tabanından 250 kilograma yakın atık çıkarıldı

DEBİM'in yalnızca kirliliği tespit eden değil, çözümün de bir parçası olan bir anlayışla çalışmalar yürüttüğünü belirten Ayas, gönüllüler, öğrenciler, dalgıçlar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla düzenlenen temizlik etkinliklerinin sürdüğünü söyledi. Son yıllarda Mersin'in farklı noktalarında gerçekleştirilen deniz temizliği çalışmalarına yaklaşık 20 gönüllünün katıldığını aktaran Ayas, deniz tabanından 250 kilograma yakın atık çıkarıldığını kaydetti. Ayas, bu miktarın deniz tabanında gözle görülmeyen kirliliğin ulaştığı boyutu ortaya koyduğunu vurgulayarak, "Deniz çöpleriyle mücadele yalnızca temizlik faaliyetleriyle değil, toplumsal bilinç ve davranış değişikliğiyle başarıya ulaşabilir" ifadelerini kullandı.

Lastikten hayalet ağlara kadar birçok atık çıkarılıyor

Su altı temizlik çalışmalarında otomobil lastikleri, plastik kasalar, cam şişeler, metal kutular, terk edilmiş balıkçı ağları, misinalar ve çok sayıda tek kullanımlık plastik atığın çıkarıldığını belirten Ayas, deniz kirliliğinin yalnızca kıyıda görülen çöplerden ibaret olmadığını söyledi. Deniz ortamındaki atıkların büyük bölümünü tek kullanımlık plastikler, pet şişeler, ambalaj malzemeleri, sigara izmaritleri, cam ve metal atıklar ile balıkçılık faaliyetlerinden kaynaklanan ağ ve misinaların oluşturduğunu dile getiren Ayas, bilimsel araştırmalara göre denizlere ulaşan atıkların yaklaşık yüzde 80'inin karasal kaynaklı olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle deniz çöpünün yalnızca Mersin'in değil, tüm Doğu Akdeniz havzasının ortak çevre sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Su altı araştırmalarında en sık karşılaşılan sorunlardan birinin terk edilmiş balıkçı ağları ve misinalar olduğunu kaydeden Ayas, "Hayalet ağ" olarak adlandırılan bu ekipmanların kullanılmadıkları halde yıllarca deniz canlılarını yakalamaya devam ettiğini belirtti. Balıkların, deniz kaplumbağalarının ve birçok canlının bu ağlarda yaşamını yitirdiğini söyleyen Ayas, görünmeyen bu tehdidin ekosistem üzerindeki etkisinin uzun yıllar devam ettiğini ifade etti.

Mikroplastikler artık insan sağlığını da tehdit ediyor

Denizlere ulaşan plastik atıkların zamanla mikroplastiklere dönüştüğünü belirten Ayas, bu parçacıkların planktonlardan başlayarak balıklara, kabuklulara ve deniz kaplumbağalarına kadar besin zincirine girdiğini söyledi. Mikroplastiklerin artık deniz canlılarının yanı sıra deniz tuzunda, içme suyunda ve insan dokularında da tespit edildiğini belirten Ayas, "Deniz kirliliği artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda halk sağlığını ilgilendiren önemli bir sorun haline gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu.

Deniz çayırları da risk altında

Deniz çöplerinin Mersin'in en önemli doğal zenginliklerinden biri olan deniz çayırlarını da olumsuz etkilediğini belirten Ayas, deniz çayırlarının hem birçok canlı için yaşam alanı oluşturduğunu hem de yüksek miktarda karbon depolayarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol üstlendiğini söyledi. Ayas, deniz çayırlarının korunmasının biyolojik çeşitliliğin devamı ve mavi karbon ekosistemlerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

"Denizleri korumak ortak sorumluluğumuz"

Mersin'in deniz çayırları, deniz kaplumbağaları ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle Akdeniz'in en önemli kıyı ekosistemlerinden biri olduğunu ifade eden Ayas, bu doğal mirasın korunmasının balıkçılık, turizm ve bölge ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından da hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Deniz çöpleriyle mücadelenin yalnızca belediyelerin ya da belirli kurumların sorumluluğunda görülemeyeceğini dile getiren Ayas, yerel yönetimler, kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, balıkçılar, turizm sektörü ve vatandaşların ortak çevre bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti. Atığın kaynağında azaltılması, geri dönüşüm sistemlerinin güçlendirilmesi, kıyı kullanımına yönelik denetimlerin artırılması ve çevre eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının kalıcı çözümün temelini oluşturacağını ifade eden Ayas, DEBİM olarak bilimsel araştırmaların, düzenli izleme çalışmalarının ve farkındalık faaliyetlerinin sürdürüleceğini sözlerine ekledi.

2026-07-30 10:21:03
100