Üniversitemizde Milli Teknoloji Hamlesi Paneli Düzenlendi


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından yürütülen “Milli Teknoloji Hamlesi: Türkiye’nin Teknolojik Başarısını Anlamak” projesi kapsamında 19 Aralık Pazartesi günü Üniversitemiz Uğur Oral Konferans Salonu’nda “Milli Teknoloji Hamlesi Mersin Paneli” gerçekleştirildi.

Ankara, Batman, Bursa, Eskişehir, İstanbul, Sakarya ve Mersin’de öncelikle üniversite öğrencileri olmak üzere toplumun çeşitli kesimleriyle buluşmaların hedeflendiği ve ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesinde kat ettiği mesafenin ve Milli Teknoloji Hamlesi dolayısıyla enerji, dijitalleşme, savunma, sağlık, eğitim, ekonomi alanındaki ilerlemelerinin anlatıldığı panele Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yaşar, Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Altan, Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Özen, Üniversitemiz Kariyer Merkezi Müdürü İlhan Ege, Üniversitemiz İleri Teknoloji Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi (MEİTAM) Müdürü Prof. Dr. Selma Erat, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) yetkilileri, öğrencilerimiz, akademik ve idari personel katıldı.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Altan, Türkiye’nin yedi kentinin üniversitelerinde gerçekleştirilen bu milli teknoloji hamlesinin Üniversitemizde de düzenlenmesinin bir şans olduğunu ve bu panelin düzenlenmesinde emeği geçen Uluslararası İlişkiler Bölümümüze ve Uluslararası İlişkiler Topluluğumuza teşekkür ederek panelin açış konuşmasına başladı. Prof. Dr. Cemal Altan, “Ülkemizin bir milli teknoloji hamlesine uzun zamandır ihtiyacı vardı. Teknolojide ilerlemek aynı zamanda bağımsız bir ülke olmak anlamına gelir. Bağımsızlığın en büyük ölçütü son sistem teknolojiye sahip olmaktır. İyi niyetle başlayan bu çaba sayesinde çok kısa süre içinde biz de gelişmiş dünya ülkeleri arasında yerimizi alacağız. Milli teknoloji hamlesinin üç temel ayağı var: yerlilik, millilik ve özgünlük.” dedi.

Prof. Dr. Cemal Altan’ın konuşmasının ardından moderatörlüğünü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Buğra Sarı’nın yaptığı panele geçildi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteği ve SETA’nın yürütücülüğünde düzenlenen milli teknoloji hamlesini, Türkiye’nin iktisadi ve teknolojik bağımsızlığını oluşturmak için başlatılan çok önemli bir proje olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Buğra Sarı, “Bu proje kapsamında savunma, enerji, sanayi, eğitim, sağlık, dijitalleşme ve deyim yerindeyse her alanda ülkemizin teknolojik yetkinliğinin geliştirilmesi amaçlanıyor. İlk etapta dışarıdan ithal ettiğimiz 915 kritik ürünün ülkemizde milli imkânlarla üretilmesi plânlanıyor. Bu üretimin yapılması 50 milyar dolar tutarında bir ithalatın önüne geçilmesi anlamı taşıyor. Ülkemizde milli imkanlarla üretim yapılmasının önünü açmayı hedefleyen bu hamle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız himayesinde dijital teknoloji dönüşüm yetkinlik merkezleri, KOSGEB ve TÜBİTAK projeleriyle destekleniyor. Ayrıca TEKNOFEST’lerde dene-yap atölyeleri ve gözlem şenlikleri gibi faaliyetler düzenleniyor. Bu panellerin de bir amacı, bu gibi faaliyetlerden özellikle öğrencilerimizi haberdar etmek ve bu noktada farkındalık yaratmak. Bugün bu panellerin üçüncüsünü düzenlemek için bir araya gelmiş bulunuyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin Enerjide Merkez Ülke Olmak Gibi Bir Hedefi Var”

Panelde ilk konuşmayı Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Azime Telli yaptı. Yeni bir yıla, Cumhuriyet’in 100. yılına yaklaşırken, 2023 yılının Türkiye’nin yeni bir yüz yıl vizyonu ile önemine değinerek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Azime Telli, “Türkiye’nin son dönemdeki enerji konusundaki adımlarını aktarmak istiyorum. Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir. Dünyadaki karbon monoksit salınımının yüzde biri ülkemizde gerçekleşir. Türkiye Yüzyılı dediğimiz sürecin temel parametresini ise bu payın artacağı yönündeki adımları oluşturuyor. Biz bu parametreyi nasıl yöneteceğiz? Tam bu noktada Türkiye’nin enerji politikasında radikal bir değişime ihtiyaç var. Sadece güvenlik odaklı, yani enerji konusunda bir yerden olsun da nasıl olursa olsun odaklı bir düşüncenin büyüme ve dünya konjektöründe hak ettiği yeri alması mümkün değil. Bunun yerine yeni bir parametre getirildi. O da sürdürülebilirlik oldu. Ülkelerin enerji güvenliklerini ölçerken bir kavram kullanılır. Buna “enerji üçlemesi” diyoruz. O üçlemde ülkemiz 190 ülke arasında 47. sırada bulunuyor. Ülkemizin karne notu ise B. Yani birtakım şeyler yapılmış ama daha yapılması gereken şeyler var anlamında bu B notu. Enerjideki ihtiyacımızı kendi kaynaklarımızla kullanmak, kendi kaynaklarımızı arama geliştirme bağlamında yatırımlar yapmak ve gelecek nesillere enerji bağımsızlığı olan bir ülke bırakmak isteyen bir düşünce var. Ve Türkiye’nin enerjide merkez ülke olmak gibi de bir hedefi var.” dedi.

Türkiye’nin 2016 yılında açıklanan ve o yıldan beri uygulanan “Milli Enerji Politikası” sayesinde son beş yılda enerji alanındaki oyunu değiştirdiğini aktaran Doç. Dr. Azime Telli, “Çünkü Türkiye, artık kendisi sondaj ve sismik araştırma gemileri ile enerji şirketleri aracılığıyla bölgede araştırma yapıyor. Coğrafyamızda enerji araştırmaları şimdiye kadar karada yapılıyordu. Derin sularda yapılmıyordu. Bu da oyunu değiştiren etmenlerden biri. Karadaki enerji miktarının azalmasıyla gelişmekte olan tüm dünya ülkeleri, derin sulara ve okyanuslara açıldı. Bu konudaki çalışmalarla enerji filomuz rüştünü ispat etmiştir.” ifadelerini kullandı.  Enerji depolama tesislerine de yatırım yapmanın çok önemli olduğuna değinen Doç. Dr. Azime Telli, önceki yıllarda Doğu Akdeniz’de enerji araştırmaları bakımından oyun dışı bırakılan Türkiye’nin yaptığı hamlelerle oyuna geri döndüğünü aktardı.

“Gelecek, Onu Tasarlayanlara Aittir.”

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Azime Telli’nin konuşmasının ardından panelin moderatörlüğünü yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanı Doç. Dr. Buğra Sarı, “enerji” konusunda kısa bir değerlendirme yaparak panelin ikinci konuşmacısı Ahi Evran Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erman Akıllı’yı kürsüye davet etti.

Sunumunu; Türkiye’de Dijitalleşme, Dijitalleşme Vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijitalleşmenin Geleceği olarak dört alt başlıkta toplayan Doç. Dr. Erman Akıllı, “1980’lerin sonuna doğru uluslararası sistemde kitle iletişim araçları giderek önem kazanmaya başladı. Türkiye’de telekomünikasyon altyapısının güçlendirilmesi için atılan adımlar dijitalleşme sürecinin mihenk taşı ve başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Sonraki sürece baktığımızda karşımıza 1999 yılında Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de Avrupa Birliği Devlet Başkanları Zirvesi sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Avrupa Birliği’ne resmi olarak aday ülke ilan edilmesiyle kamu hizmetlerinin dijitalleşme başlıyor. 2008 yılında vatandaşlarımızın hizmetine açılan e-devlet sisteminde dokuz kurum ve bu kurumların 22 hizmeti sunulurken, içinde bulunduğumuz 2022 yılında 910 kurum ve bu kurumlara bağlı 6861 hizmet sunulmakta. Şu anda 61 milyon vatandaşımız e-devlet sistemini kullanmaktadır. Bu sistem doğası gereği milli bir proje ve bu projede yerli ve milli yazılımlar kullanılmakta.” dedi. Türkiye’nin dijitalleşmesi konusunda yürütülen politikalara da değinen Doç. Dr. Erman Akıllı, konuşmasını “Gelecek onu tasarlayanlara aittir.” sözüyle tamamladı.

Panelin moderatörlüğünü yapan Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Buğra Sarı’nın enerji, dijitalleşme ve güvenlik konularına değinmesinin ardından paneldeki son konuşmacı ve aynı zamanda SETA yetkilisi olan Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Tunç Demirtaş’ın konuşmasına geçidi.

“Türkiye’nin Savunma Sanayiindeki Atılımları, Daha Bağımsız Hareket Etmeye Olanak Tanıyor.”

Enerji ve dijitalleşmenin ardından Milli teknoloji Hamlesinin savunma boyutunu konuklara aktaran Dr. Öğr. Üyesi Tunç Demirtaş, “Türkiye’de savunma alanında atılan adımlarda bu noktaya gelebilmek kolay olmadı. Emin adımlarla hedefe doğru iyi bir şekilde ilerlendiğini görebiliyoruz. Ekonomik ve teknolojik bağımsızlığın bir ayağını da savunma oluşturmakta. Savunma dendiğinde aklımıza sadece İHA’lar, SİHA’lar gelmemeli. Elektronik harp sistemleri, füze teknolojileri de bu kapsama girmekte. Bu teknolojiler, hassas ve kritik teknolojiler. Türkiye drone sahibi olan ülkeler arasında dünyada ilk beş ülke arasında yer alıyor.” dedi. Milli teknoloji hamlesinin savunma ayağında belli başlı çalışmalar olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tunç Demirtaş, ”Mesela TEKNOFEST’ler buna örnek gösterilebilir. Sadece mühendislik alanında çalışmalar başarıyı getirmiyor. Sosyal konudaki çalışmalar da bu başarının katma değeri artırma konusunda güçlendirmeyi sağlıyor.” ifadelerini kullandı

Salonda bulunan öğrencilerimize TEKNOFEST gibi teknolojik yarışmalarda yer almaları gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Tunç Demirtaş, “Teknolojiyi üretiyorsanız dışa bağımlılığınız azalmış demektir. Bizim bir sözümüz vardır, kötü komşu insanı ev sahibi yapar derler. Türkiye de bu konuda çalışmalar yaparak savunma sanayii anlamında çok önemli çalışmaları başlattı. Türkiye küçük parçalar üretmekten ziyade kendi platformlarını üretmeye başladı. Şu anda Türkiye’de savunma sanayiinde 750’den fazla ürün yapılması söz konusu. Türkiye’nin son dönemdeki atılımları ve hamleleri ülkemizin daha bağımsız hareket etmesine olanak sağlıyor. Ve böylece küresel pazardaki yerini yukarıya taşıyor.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tunç Demirtaş, konuşmasını savunma ve sivil teknolojinin iç içe geçtiğini ve bu durumun ülkenin ekonomik refahına da olumlu etki edeceğini belirterek tamamladı.

Konuşmalarından ardından salonda bulunan öğrencilerin ve akademisyenlerin sorularının cevaplandırılmasıyla birlikte panel sona erdi.

Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü





  • 2022-12-20 13:58:49
  • 2834

"A World University In The Light of Science and Modernity"