Fakültemiz'de Tıp Bayramı Töreni Düzenlendi

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü



Fakültemiz tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Etkinlikler, ilk olarak Mersin Cumhuriyet Meydanı’na Fakültemiz Hastanesi ve Fakültemiz adına Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başladı. Fakültemiz Hastanesi adına Başhekim Prof. Dr. Meltem Nass Duce, Fakültemiz adına ise Dekan Yardımcılarımız Prof. Dr. Serap Demir ve Prof. Dr. Şükrü Hakan Kaleağası çelenk konulma töreninde öğrencilerimizle birlikte hazır bulundu.

14 Mart Tıp Bayramı kutlama etkinlikleri daha sonra Fakültemiz Prof. Dr. Türkan Saylan Konferans Salonu’ndaki kutlama töreni ile devam etti. Törende ilk olarak Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı sanatçıları tarafından bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.

Müzik dinletisinin ardından söz alan Fakültemiz Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Serap Demir, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti dönemine kadar olan süreçteki tıp fakülteleri ve tıp eğitimi hakkında katılımcılara bilgiler aktardı. Hekimlerin, her dönemde büyük fedakarlıklar altında çalıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Serap Demir, son olarak Covid-19 pandemisi nedeniyle hayatını kaybeden Fakültemiz öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Canataroğlu ve tüm hekimleri saygıyla andığını ifade etti.

Hekimliğin uzun süreli eğitim, emek ve fedakarlık isteyen bir meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Serap Demir, “Başarılı hekimlik uygulaması için ihtiyacımız olanlar; sürekli okuyarak bilimsel gelişmeleri takip edebilmek, ayrıntılara odaklanmak, empati yapabilmek, sorumluluk alabilmek, iyi iletişim becerisi, başarılı zaman yönetimi ve sabırdır. İyi hekimlik becerilerine sahip olabilmek için öncelikle çok iyi bir eğitim almak gerekir. Bu nedenle, tıp fakülteleri ve tıp fakültesi hastanelerinin bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi gerekmektedir“ dedi.

Hekimlerin, iyi bir sağlık hizmeti sunmaları için huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamına da sahip olmalarının önemine değinen Prof. Dr. Serap Demir, “Ne yazık ki son yıllarda hekimlere karşı gittikçe artan, sözlü ve fiziksel şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalmaktayız. İlköğretim döneminden başlayarak, yıllarca disiplinli bir çalışma serüvenine giren, sınavlarda en yüksek puanları alarak tıp eğitimine başlayan, çok uzun ve yorucu bir fakülte süreci geçiren, sonrasında uzmanlık için ağır bir çalışma şartlarında eğitim alarak hizmet vermeye çalışan, yıllarca gece nöbetlerinde kalan, kesintisiz 36 saat hastanede çalışmak zorunda kalan ama asla yılmayan ve her durumda tek amacı insana en nitelikli sağlık hizmetini sunmak olan ülkemizin en eğitimli ve en insani değerli yüksek insanları arasında yer alan hekimlerimize yapılan şiddet kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Fakültemiz' in Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) ve Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) tarafından 2025 yılına kadar akredite edildiğini söyleyen Prof. Dr. Serap Demir, akreditasyon belgesinin tıp eğitimini belli bir standarta kavuştuğunun ve tıp fakültesi diplomasının uluslararası geçerliliğinin belgesi olduğunu ifade ederek, bu konuda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Konuşmasında son olarak Fakültemiz öğrencilerine hitap eden Prof. Dr. Serap Demir, “Atatürk demiştir ki, bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, ilim ordusuna sahip değilse savaş meydanında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. İlim ve fen, ihtisas nerede varsa öğrenmeye mecburuz. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Sizler, ülkemizin en başarılı öğrencilerindensiniz. Geleceğin hekimleri, ülkemizin umudusunuz. Karışılacağınız zorluklardan yılmadan, mesleki sorumluluklarımızı Atatürk’ün çizdiği yoldan ve bilimin ışığından ayrılmadan, en iyi şekilde yerine getireceğinize inancım tamdır. Ülkemizin ve tüm insanların size ihtiyacı vardır” dedi.

Tüm hekim ve hekim adaylarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak sözlerini tamamlayan Fakültemiz Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Serap Demir, törenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Fakültemiz öğrencileri adına törende söz alan Fakültemiz öğrencisi Ayşe Nur Özen ise, hekimler ve hekim adaylarının hastaların hayatlarına dokunmaktan öte bir topluluk olduğunu ifade etti. Ayşe Nur Özen, “Hekimlik mesleğinin toplumdaki sosyolojik, politik ve psikolojik etkisi yüzyıllar öncesinden gelmektedir ve bu etki gelecekte de devam edecektir. Hekim hikmet sahibidir, hakimdir, hükmedendir, yetkindir. Hekimlik, sadece maddi bir beklenti içerisinde olarak icra edilebilecek bir meslek değildir. Büyük bir özveri ve fedakarlık gerektirmektedir. Sağlıkta şiddetin sonlandığı, huzur ve adaletin hüküm sürdüğü, yapılan fedakarlıkların unutulmadığı, hekimliğin hak ettiği bir gelecek görme umuduyla gece gündüz çalışan başta değerli hocalarım olmak üzere, tüm hekimlerimizin ve hekim adaylarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyorum” dedi.

Konuşmaların ardından 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı’nda dereceye giren Fakültemiz öğrencilerine teşekkür belgeleri Fakültemiz öğretim üyeleri tarafından takdim edildi.

14 Mart Tıp Bayramı kutlama etkinliğinde son olarak meslekte 25. yılını icra eden Prof. Dr. Hüseyin Narcı, Prof. Dr. Enver Reyhan ve Prof. Dr. Fehmi Ateş’e plaketleri Prof. Dr. Serap Demir, Prof. Dr. Ahmet Hakan Öztürk ve Prof. Dr. Şükrü Hakan Kaleağası tarafından takdim edildi.


  • 2022-03-16 08:31:05
  • 787

Actual News